damlarken elindeki bıçaktan,
damarlarıma ait kanlar
nasıl olur da sıkabilirim uzattığın eli?
denizinde alabora olan gemimi
hangi cesaretle tekrardan yüzdürebilirim?
öperken boynumdan tatlı rüzgarlar
hangi aklı başında sever ki zaten bir karayeli,
peşine taktığı ölüm soğuklarını bile bile?
saçmalık!
gömleğimi daha düz giyebiliyorken;
hazır değilim elime sopamı alıp,
koşuşturmaya ortalıklarda.
çoktan battı dünyamda düzmece güneşin.
daha da gelmem oyununa o karanlık krallığının.
kopsa da kızılca kıyamet,
yer yerin içine girse de,
çaresizliğim bastırsa da tüm umut ezgilerini,
sessizliğimin azabında boğulsam da
son tercihimdir gözlerinin kalesine sığınmak.
dikenlerinden ibarettir benim için gülistanın.
ve kanatır avuçlarımı sana ait her şey.
ne kadar da;
tüm yalanlarını kendine söylesen,
en çok beni kandırıyorsun.
bu yüzden dudaklarından akan zehirlere tek panzehirim,
tıkamaktır kulaklarımı.
sensizliğimde bile sen kalmamışken;
artık biz seninle aynı kıyıya vuran;
iki farklı sandaldaki iki yabancıyız
hepsi bu.
beni izlediğini biliyorum.
saklandığım kabuğumda bile görüyorsun.
en ıssıza çekildiğimde sen de orda bitiveriyorsun.
yorgan altı yaşlarıma eşlik ediyorsun.
dinlediğim müziklerin notalarında gizlisin.
izlediğim filmlerin en acıklı yerindesin.
kimi zaman saçıma düşen ilk kar tanesindesin,
kimi zaman ılık bir lodostasın.
bazen parfümümün en kalıcı esansında,
bazen hemen geçici heveslerimde...
dudaklarının tadı dudaklarımda,
gözlerinin kahvesi en derin anılarımda...
rengini yakuttan çalan şarabımın kırmızısındasın.
daha ilk yudumunda sarhoş eden de sensin.
yanılgılarımın içindeki tek doğru olansın.
yenilgilerimdeki zafer nidalarında yine sen varsın.
aptalca gülüşlerimin sebebi,
en çoşkulu sevinçlerimin hepsi sensin.
hayatımın 45'liğinde yoksun belki,
ama o 45'liği dinleten gramofonumsun.
yol ayrımına geldiğimdeki kararlarımı,
benden önce sen biliyorsun.
daha yola çıkmadan ben,varacağım yerdesin sen...
beni izlediğini biliyorum.
baksana!
bu satılarıma bile bulaşmış adın.
bu satırlarım da sana teslim.
düşünüyorumda;
sen ışıktasın,
nefesimdesin,
ruhumun dokunulmamış perdelerinin arkasındasın.
ben mi paranoyağım?
yoksa gerçekten sen beni izliyor musun?